+ Konu Cevaplama Paneli
2. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var BirinciBirinci 1 2
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 19 ve 19

Konu: SAĞLIK GÜNDEMİ

  1. #11
    Offline
    Yönetim Kurulu Mimoza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    1.776
    Beğenildi
    148

    Re: SAĞLIK GÜNDEMİ

    Alıntı limoni34 Nickli Üyeden Alıntı
    valla süper bilgiler... ellerinize sağlık

    Afiyet olsun hihi.. eee bundan sonra yemek yerine bilgi yicez demi fıstık
    Başarma süreci, kazanmak veya birinci olmakla ilgili değil; bir yarışı iyi koşmak ve yapabileceğinin en iyisini yapmakla ilgilidir..

  2. #12
    Offline
    Yönetim Kurulu Mimoza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    1.776
    Beğenildi
    148

    Re: SAĞLIK GÜNDEMİ

    Alıntı behice Nickli Üyeden Alıntı
    Mimoza şekerciğim bak ne güzel bilgiler bulmuşsun.. Bundan sonra kendine iyi bakmanı bekliyorum... İhmal ettiğinde benden fırça yiyaceksin haberin olsun... birdaha bizi o kadar korkutma üzme anlaştık mı?

    canımmm hiç kıyamam sana o kadar güzelliğe layıksın ki
    İhmal ettiğimde al beni eline ne yaparsan yap.. Güneş sensin.. Ay sensin.. Gökteki yıldız sensin..
    Canımsın canım ablam.. Senin bilgilerin gibi olmasa da bizde yetişiyoruz işte ardından..
    Benim için çok değerlisin, bunu unutma emi?
    Başarma süreci, kazanmak veya birinci olmakla ilgili değil; bir yarışı iyi koşmak ve yapabileceğinin en iyisini yapmakla ilgilidir..

  3. #13
    Offline
    Super Moderator behice - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Mesajlar
    1.673
    Beğenildi
    18

    Re: SAĞLIK GÜNDEMİ

    EGER,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
    Eğer hasta olmak istemiyorsan...
    Duygularını anlat...
    Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar.
    Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür. Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!

    Eğer hasta olmak istemiyorsan...
    Karar vermelisin...
    Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur.
    Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. İnsanlık tarihi kararlardan oluşur. Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir.
    Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.

    Eğer hasta olmak istemiyorsan...
    Olduğundan Farklı Yaşama...
    Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir. Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur. Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.

    Eğer hasta olmak istemiyorsan...
    Kabullen...
    Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır. Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar.
    Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.

    Eğer hasta olmak istemiyorsan...
    Çözümler bul...
    Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı.
    Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. Biz ne düşünüyorsak oyuz. Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.

    Eğer hasta olmak istemiyorsan...
    Güven...
    Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.

    Eğer hasta olmak istemiyorsan...
    Hayatı Üzgün Yaşama...
    Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir. Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. "İyi mizah bizi doktorun elinden korur".
    Mutluluk sağlık ve terapidir.
    şekerkız bunu beğendi.
    jinedoc

  4. #14
    Offline
    Yönetim Kurulu Mimoza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    1.776
    Beğenildi
    148

    Re: SAĞLIK GÜNDEMİ

    Anüs kaşıntısı
    Anüs, yani makatta ve makat bölgesinde ki oluşan kaşıntının sebebi hemoroit (basur) olabilir ve yada daha başka sebepleri olabilir. Eğer ki ki küçük çocuklarda ise bu kaşıntı kurt olabilir sebebi…


    Kaşınma ve kaşıma, bir şeytan döngüsü

    Bazı insanlar uyumakta özellikle güçlük çekiyor. Bu insanlar geceleri yatağa girer girmez sorunlar başlıyor: Makatta bitmek bilmeyen bir kaşınma. Bu kaşınma o kadar sinir verici bir şey ki, buna çok az insan tahammül edebiliyor. Çoğu insan hemen başlıyor makat bölgesini kaşımaya – sonuçta da beklenilenin tam tersi bir durum ortaya çıkıyor. Çünkü kaşıma enfeksiyona yol açabilen küçük yaracıklara neden oluyor. İyileşme esnasında kaşınma daha da güçleniyor ve kişiyi yeniden o bölgeyi kaşımaya tahrik ediyor. Böylece kaşınma ve kaşımadan oluşan bir şeytan döngüsüne kaptırıyoruz kendimizi, bu da ciltte gittikçe daha fazla tahrişata neden oluyor – kızarıklık ve şişmelere varabilen boyutlarda. Ciltteki değişimler makat kaşıntısının en sık görülen nedeni, tıp dilinde bu „anal pruritus” olarak tanımlanıyor.
    Başlangıçta hemen her zaman nem var

    Makat cildinde tahrişata çoğu zaman nem sebep oluyor. Terleme, ter emmiş sandalyeler, hatta etrafını ıslatan büyümüş hemoroitler cildin tahriş olmasına neden olabiliyor. Bazen de salgı dışkılayarak cildi etkileyen fistüller veya enfeksiyonal bağırsak hastalıkları kaşınma yapabiliyor. Bunun dışında alkol ve keskin baharatlar da ishale neden olarak makat cildinde tahrişata yol açabiliyor. Cilt hastalıkları da sık sık anüs kaşınmasına neden olabiliyor. Uzmanlar bazı yemeklerin ve içeceklerin de anüs kaşınmasını şiddetlendirdiğine tanık olduklarını da belirtiyorlar. Wuppertal St. Antonius Klinikleri Koloproktologlarına göre bu besinler arasında bira, süt, limon ve portakal suyu, kafein ihtiva eden meşrubatlar, çikolata, domates ve fıstık, fındık da var.

    Çocuklar küçük kurtlara karşı savunmasız

    Uzmanlar özellikle makatının kaşınmasından şikâyet eden çocuklarda kurt aranmasını tavsiye eder. Bunun kontrolü zor bir iş değil. Çünkü bu küçük, beyaz parazitçikleri büyük abdest sırasında kıvrıla kıvrıla oynaşırken görmek mümkün. Yumurtaları ağız yoluyla vücuda giren bu kurtçuklar, karında yumurtadan çıktıktan sonra bağırsağa geçiyor ve orada gelişmeye devam ediyor. Dişi kurtçuklar gece yumurtalarını bırakmak için aftere (anüs çıkışı) gidiyor. Bu da kaşınmalara sebep oluyor. Olay görüldüğü kadar korkutucu değil aslında. Kurtçukları öldürmek için iki kez ilaç almak yeterli. Yeniden bulaşmalarını önlemek için de dikkat edilecek ilk husus temizlik: Ellerinizi sık sık yıkayınız. Bir de iç çamaşırınızı ve yatak çarşaflarını her gün değiştiriniz ve kaynatarak veya dezenfeksiyon maddesi kullanarak yıkayınız.

    Aşırı temizlik ve kaşınma


    Çoğu insan anüs kaşınmasına cildi aşırı derecede temizlemekle tepki gösteriyor – ancak bu tepki şeklinin hiçbir yararı olmadığı gibi, kuvvetli sürtünmeler aslında sorunlu cilde daha fazla zarar veriyor. Sabun, deodorantlar ve ıslak bezler de. Hatta kokular ve renk pigmentleri alerjilere de yol açabiliyor. Aşırı temizlik tiki böylece bizi rahatsız eden kaşınmaların egzama olarak tanımlanan zararlı kızarıklık ve şişmelere dönüşmesine neden oluyor. Abdest artığının itinayla, mutedil bir şekilde temizlenmesi gerekir. Cilt Hastalıkları Uzmanı Dr. Gisela Hubbes; büyük abdestten sonra makatın ilaçsız, katıksız berrak suyla temizlenmesini ve yumuşak tuvalet kâğıdı veya kurutma makinesiyle kurutulmasını tavsiye ediyor.
    Anüs kaşınması halinde uzman doktora başvurunuz

    Kaşınma cildin hasar görmesinden kaynaklanıyorsa; ilk etapta küvet banyosu ve muhteviyatında çinko bulunan bir kremle rahatsızlığın üstesinden gelmeyi deneyebilirsiniz. Ancak Dr. Bernhard Lenhard’a göre 1–2 hafta içerisinde bir iyileşme kaydedilmezse, egzamanın kronikleşmesi tehlikesi mevcut. Uzman Doktor, bu durumda dermatolojik bilgisi olan bir koloproktologa başvurulmasını tavsiye ediyor. Anüs kaşınmasının devamı halinde hastanın, rahatsızlığın sebebinin tespiti ve uygun tedavi yollarının belirlenmesi için mutlaka bir uzman doktora başvurması gerektiğini vurguluyor.

    Kaynak: Kantonsspitals Luzern, Koloproktolog Dr. Bernhard Lenhard, St. Elisabeth Avrupa Koloproktolog Merkezi, St. Antonius Wuppertal Kliniği ve Dermatolog Dr. Gisela Hubbes’den alınan bilgiler ışığında derlenmiştir.
    Yazar: Martina Janning
    yarenim bunu beğendi.
    Başarma süreci, kazanmak veya birinci olmakla ilgili değil; bir yarışı iyi koşmak ve yapabileceğinin en iyisini yapmakla ilgilidir..

  5. #15
    Offline
    imez - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Bulunduğu yer
    BURSA
    Mesajlar
    953
    Beğenildi
    74

    Cevap: SAĞLIK GÜNDEMİ

    Şu aralar şiddetli bir şekilde yaşadığım sistit hakkında nette bulduğum bilgileri paylaşmak istedim. Lütfen kendinize iyi bakın çok rahatsızlık verici bir hastalık ...


    SİSTİT

    Sistit, idrar yollarını ilgilendiren bir­çok hastalıkla birlikte görülebilir. Çok sık ortaya çıkması hastalığın önemini artırmaktadır.
    NEDENLERİ
    Olguların büyük bir bölümünde etken bağırsak kökenli mikroplardır. Enfeksi­yon zamanında tedavi edilmezse, hasta­lık böbrekleri de etkileyecek biçimde yayılabilir. Sık sistit geçiren hastalarda aynı mikrop, tedaviye karşın, yeniden etkinleşebileceği gibi, başka tür bakteri­ler de yinelemelerden sorumlu olabilir. Sık yineleyen enfeksiyonlarda idrar kültürü uygulanmazsa, antibiyotik teda­visi genellikle başarısız kalır. Daha sey­rek olarak, sıradan mikroplar dışında, kadınlarda özellikle Chlamydia cinsi mikroorganizmalar) ve verem basili de sistite neden olabilir.Bakteriler idrar kesesine şu yollar­dan ulaşabilir:
    • Dışardan, aşağıdan yukarıya, dölyata-ğı aracılığıyla;
    • böbrek ve idrar yollan aracılığıyla, yukardan aşağıya;
    • yakın dokulardaki enfeksiyon odakla­rından lenf yoluyla (kolit, apandisit, er­keklerde prostat, kadınlarda üreme yol­ları iltihabından).Sistitin ortaya çıkması için idrar ke­sesinde mikropların bulunması zorunlu­dur, ama başka etkenlerin de sürece ka­tılması gerekir. Bu etkenler arasında, prostat büyümesi ya da idrar kesesi fel­ci nedeniyle idrar kesesinde sürekli bir miktar idrar kalması; gebelik; soğuk; dölyatağı sarkmasından sonra bazı or­ganlarda kan birikmesi ya da yakın or­ganların taşlar, idrar sondası vb etkisiy­le yaralanması sayılabilir. Yetersiz te­mizlik koşullan, bedensel hareketliliğin azlığı, cinsel ilişki de kolaylaştırıcı rol oynayabilir.

    GÖRÜLME SIKLIĞI
    Kadınlarda siyek daha kısa, akut ve kronik üreme sistemi iltihaplan daha sık olduğundan, akut, subakut ve kro­nik sistit daha yaygın görülür. Kadmla-nn en az yüzde 20’si yaşamlan boyunca en az bir kez sistite yakalanır. Çocukluğun ilk döneminde ve sonrasında dış cinsel organ enfeksiyonları (vulva ve dölyolu iltihaplan) sonucunda akut sis­tit ya da piyelonefrit gelişebilir.Yaş ve cinsiyet, hazırlayıcı etkenler­dir; idrar kesesinde, prostat büyümesine bağh olarak idrar göllenmesi, erişkin ve ilerlemiş yaştaki erkeklerde sistit gelişi­mine neden olur. Kadınlarda ise hasta­lık, gebelikte daha sık görülür.
    BELİRTİLERİ Hastalığın başlıca belirtisi sık idrar yap­ma ve bu sırada duyulan ağrı ile yanma­dır. Ağrı ve yanma genellikle idrar yap­tıktan sonra da sürer ve bazen makat ve kasık bölgelerine yayılır.
    Ağır olgularda İdrar bulanık ve kötü kokuludur, bekletildiğinde iltihap hüc­relerinden oluşan sarı-yeşil bir çökelti bırakır; kanamalı olgularda ise kan çıp­lak gözle görülebilir. Akut sistite yük­sek ateş eşlik edebilir.
    Çocukluk ve yaşlılık döneminde hastalık dikkatle ele alınmalıdır. Çocuk­larda, birçok olguda belirtisiz seyreden hastalık, böbrek işlevlerinin bozulması­na yol açıp uzun süre etkili olabilir; ge­nel durumu ve büyümeyi olumsuz etki­ler. Çeşitli sağlık sorunlarının ortaya çı­kabildiği yaşlılık döneminde ise idrar yollan enfeksiyonları genel durumun kötüleşmesine yol açabilir.


    GİDİŞİ
    Hastalığın gidişi, etken olan mikrobun tüfüne, aynca önceden var olan bozuk­luklara (taş, idrar göllenmesi, tümör, divertifcül, verem vb) bağlıdır. Önce­den idrar kesesi iltihabını kolaylaştırıcı etkenlerin bulunması, bir yandan bu et­kene yönelik uygun tedaviyle akut nö­betin geçmesine izin verirken, bir yan­dan da yinelemelere yol açabilir (yine-leyici sistit). Birincil akut sistit olgula­rında hasta genellikle birkaç gün için­de iyileşir. Akut biçimden kronik türe geçiş, İyi tedavi edilmeyen olgularda ve saptanamayan ya da tedavi edileme­yen bir kolaylaştırıcı etken bulundu­ğunda görülür.
    TANI
    Her koşulda idrar kesesi iltihabının, id­rar kesesi ya da genel idrar yolları has­talıklarına eşlik edip etmediği saptan­malıdır. Yani hastalığın idrar yolları sis­teminin başka hastalıklanna bağlı ya da onlann komplikasyonu olarak ortaya çı­kıp çıkmadığı belirlenmelidir. Ürografi idrar tahlili ve idrar kültürü, hastalığın türünün saptanmasını sağlar.
    Olağan tedavilere yanıt vermeyen ve yineleyen tüm olgularda veremden kuşkulanılmalı ve bu olasılığa yönelik kültür incelemeleri yapılmalıdır.
    Bütün kanamalı sistitlerde, Özellikle idrarda bol kan varsa ve öznel belirtiler iyileştiği halde kanama sürüyorsa, idrar kesesinde iyi ya da kötü huylu bir tü­mör olabileceği düşünülmelidir.
    TEDAVİ
    Akut sistit olgularında Öncelikle idrar yollanna etkili temizleyiciler ya da an­tibiyotikler uygulanmalıdır. Hastalar genellikle hekime başvurmadan kendi­leri ilaç alır. Ama iltihap giderici ilaçla­rı kullanmadan önce, antıbiyogram ve idrar kültürü yapılması için idrar örneği alınmalıdır. İncelemenin sonucu bekle­nirken idrar yolu enfeksiyonlanna etkili olan ilaçlar alınabilir. Daha sonra bun­lar, antıbiyogram sonucuna göre gere­kirse değiştirilir.Genellikle beslenmeye ilişkin kısıt­lamalar önerilir. Bazı besinlerin (baha­rat, alkollü içkiler, bira, soslar) idrar yollan mukozası üzerinde yıpratıcı et­kisi olduğu görüşü yaygındır. Bu önlem enfeksiyonla mücadelede yeterli değil­se de, göz ardı edilmemelidir.

  6. #16
    Offline
    nazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2011
    Mesajlar
    16
    Beğenildi
    2

    Cevap: SAĞLIK GÜNDEMİ

    13-14 yaşından beri sistitle yaşıyorum. Ara ara kriz şeklinde geliyor bir kaç gün sürüyor geçiyor. Ben çareyi piyeloseptyl isimli ilaçla buldum. Eczanelerde satılıyor ve oldukça uygun bir ilaç. Çok şiddetli olduğum zamanlarda 2 tane birden alıyorum 10 dakikaya kesiyor rahatsızlığı. Ama yıllar içinde öğrendiğim hijyenin ve ayakları üşütmemenin ve bol su içmenin çok önemli olduğu oldu. Ama malesef bir kere yerleşti mi bu pis hastalık bir daha geçmiyor. Ara ara rahatsızlık vermeye devam ediyor

  7. #17
    Offline
    Super Moderator behice - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Mesajlar
    1.673
    Beğenildi
    18

    Cevap: SAĞLIK GÜNDEMİ

    Deprem Kansere Neden Oluyor!
    Depremler sırasında yerkabuğunda meydana gelen kırılma ve çatlamalar ile binalara radon sızması kolaylaşıyor. Uzun süreli radon gazı solumak da akciğer kanserine yol açıyor.
    İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın verdiği bilgilere göre, radon gazı, inşaat malzemelerinden (granit, portland çimento) ya da radon içeren yeraltı sularından da solunan havaya karışabilir. Uranyumdan zengin topraklar üzerine yapılmış evlerde daha yüksek miktarda radon bulunur. Toprağa yakınlığından dolayı bodrum katların ya da ilk katların havasında, üst katlara göre daha fazla radon vardır. Maden ocakları gibi havalanması iyi olmayan yerlerin havasında da, çok yüksek miktarlarda radon gazı bulunabilir.
    Uzun Süreli Radon Kanser Yapıyor
    Radonun akciğer kanserine neden olduğu, havasında yüksek miktarlarda radon bulunan maden ocağı çalışanlarında çok sayıda akciğer kanserine rastlanmasıyla anlaşılmıştır. Daha sonra yapılan deneysel araştırmalarda, radona maruz bırakılan kemirgenlerde de akciğer kanseri geliştiği kanıtlanmıştır. Radon, hızla çok küçük radyoaktif taneciklere ayrılır. Solunum yoluyla alınan bu tanecikler, bronşların yüzeyini döşeyen hücreleri hasara uğratırlar. Uzun süreli radon gazı solumak, sonuçta kansere neden olur.
    Hastaların Evlerinde Radon Gazı Var
    Dünyanın birçok ülkesinde yapılan araştırmalarda, akciğer kanseri saptanan hastaların evlerinde akciğer kanserli olmayan evlere göre yüksek düzeylerde radon gazı bulunduğu saptanmıştır. Sigara içenlerin yüksek radona maruz kalmaları durumunda akciğer kanseri riski daha da yükselir. Evde tehlikeli seviyede radon bulunup bulunmadığı ölçülerek anlaşılabilir. Evlerdeki radon miktarı, binanın bulunduğu arazi ile çevresindeki toprağın uranyum içeriğine ve radonun binaya girmesindeki kolaylıklara bağlıdır.
    Binaların topraktan çok iyi izole edilmesi, yapıların temel boşlukları ve kapalı alanlarının iyi havalanmasının sağlanması, binaya yeraltı suları giriyorsa bu sular kullanılmadan önce havuzlarda bekletilerek radonun uzaklaşmasının sağlanması gerekir.

    [
    yarenim bunu beğendi.
    jinedoc

  8. #18
    Offline
    Super Moderator behice - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Mesajlar
    1.673
    Beğenildi
    18

    Cevap: SAĞLIK GÜNDEMİ

    02 Şubat 2012 - 00:00

    Diyetisyen Özlem Sert Aydın
    Sağlıklı Beslenin, Sağlıklı Yaşayın
    Tüm Yazıları





    Besin eksikliği nasıl anlaşılır?


    İhtiyacımız ölçüsünde birçok besini tüketiyoruz ama farkında olmadan bazı besin öğelerini yetersiz alıyor olabiliriz. Bunun için düzenli kan bulgularınıza baktırmanızda fayda var ama genel olarak besin eksiklikleri kendini bazı rahatsızlıklarla belli edebilirler.

    *Soluk beniz, üşüme, deri kuruluğu; demir, B12, folik asit eksikliği

    *Kaslarda ağrı ve kramplar; magnezyum, potasyum eksikliği

    *Tırnaklarda beyaz lekeler; çinko eksikliği

    *Saç dökülmesi; demir, çinko, biotin eksikliği

    *Saçlarda kepek oluşumu; biotin, C ve B vitamini, yağ asitleri eksikliği

    *Egzema; yağ asitleri, çinko eksikliği Diyetisyen Özlem Sert Aydın

    *Göz kuruluğu; yağ asitleri, A vitamini eksikliği

    *Gözlerde kanlanma, duyarlılık; A ve B vitamini eksikliği

    *Sinirlilik, hızlı kalp atışı, depresyon; B vitamini eksikliği

    *Üst kol ve kalçada deri kızarıklığı; B ve E vitamini, yağ asitleri eksikliği

    *Diş eti kanaması; C vitamini eksikliği

    *Ağız kenarlarında çatlaklar; B vitamini, folik asit, demir eksikliği

    *Dudak kuruluğu ve çatlaması; B vitamini eksikliği

    *Erkek ve kadında kısırlık; E vitamini, çinko, manganez eksikliği

    *Yumuşak, ağrılı dil; B vitamini, demir, folik asit eksikliği

    *Yarıklı, çatlak dil; B vitamini eksikliği

    *Dil altındaki damarlarda genişleme; C vitamini eksikliği

    *Kanın durdurulamaması; K vitamini eksikliği

    *Burun kenarlarında kırmızılık ve yağlanma; B vitamini, çinko, yağ asitleri eksikliği

    *Regl öncesi ağrı ve kramplar; kalsiyum ve magnezyum eksikliği

    *Yorgunluk, baş dönmesi; sodyum, demir eksikliği

    *Gece körlüğü; A vitamini, çinko eksikliği

    Diyetisyen Özlem Sert Aydın
    www.ozlemsert.com





    [/COLOR]
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!

    şekerkız, yarenim ve zeynep2003 bunu beğendiler.
    jinedoc

  9. #19
    Offline
    yarenim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ANKARA
    Mesajlar
    1.965
    Beğenildi
    441

    Cevap: SAĞLIK GÜNDEMİ

    ablacım bilgiler için teşekkür paylaşımlarını takip ediyorum sevgiler

+ Konu Cevaplama Paneli

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33